''Hak, Adalet ve Demokrasi'' Arayışı... Alpay Azap: Biz Bu Ülkede Laik, Demokratik Bir Hukuk Devletinde, Eşitlik, Özgürlük, Refah ve Sağlık İçinde Yaşamak İstiyoruz

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Alpay Azap, ''Biz bu ülkede laik, demokratik bir hukuk devletinde, eşitlik,özgürlük, refah ve sağlık içinde yaşamak istiyoruz. Bu ülkenin koşullarının, birikimlerinin bunu sağlamaya yettiğini çok iyi biliyoruz. Burada eksik olan şey, siyasi iradedir. Siyasi tercihler yüzünden biz bu haldeyiz. O yüzden siyasi tercihlerin mutlaka değişmesi lazım. O değişmezse, bu siyasi tercihleri yürütenlerin değişmesi lazım. Bunu da başaracak olan halk iradesidir'' dedi.

28 Mart 2025 Cuma 15:39
''Hak, Adalet ve Demokrasi'' Arayışı... Alpay Azap: Biz Bu Ülkede Laik, Demokratik Bir Hukuk Devletinde, Eşitlik, Özgürlük, Refah ve Sağlık İçinde Yaşamak İstiyoruz

Ankara Tabip Odası (ATO), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve birçok sendika üyeleri ile yöneticileri, ''Hak, Adalet ve Demokrasi'' arayışı için Çankaya Belediyesi önünde bir araya geldi. Haber-Sen Şube Başkanı Yaşar Polat, şunları söyledi:

“Emeğin haklarını korumanın, kazanımlarını kalıcı hale getirmenin yolu demokrasinin, adaletin, hukukun üstünlüğünün, barış ve kardeşliğin tesis edilmesinden geçmektedir.  Ancak Türkiye’de uzun yıllardır ülkeyi yönetenler emeğe, emekçilere sırtını dönmüştür. Dolayısıyla demokrasi, adalet, hukukun üstünlüğü gibi temel değerler de bizzat ülkeyi yönetenler tarafından yıllardır yok sayılmaktadır. Son aylarda, özellikle son iki hafta içinde yaşanan gelişmeler ise mevcut iktidarın ülkeyi hızla zifiri bir karanlığa sürüklediğini göstermektedir.

"Ekonomiyi çıkmaza sürükleyen iktidar bir yönetememe krizi yaşıyor"

Her şey, hepimizin gözleri önünde yaşanıyor. Ülkeyi yönetme kudretini gittikçe kaybeden, ekonomiyi çıkmaza sürükleyen iktidar bir yönetememe krizi yaşıyor. Bu krizi demokratik yollardan aşamayacağını gördükçe baskıcı politikalara, hukuksuzluğa, şiddete daha fazla sarılıyor. Bunun için, bir yıl önce halkın oylarıyla seçilen yüzlerce belediye başkanı ve meclis üyesi hakkında yeni soruşturmalar açılıyor, yerlerine kayyumlar atanıyor. Bunun için, 16 milyonluk bir şehrin Büyükşehir Belediyesi Başkanı’nın 35 yıl önce aldığı diploması Cumhurbaşkanı adayı olmasını engellemek için hukuksuz bir şekilde iptal ediliyor. Gizli tanıkların ‘görmedim, şahit olmadım ama öyle dediklerini duydum’ gibi garabet ifadeleri ile tutuklanıyor. Bunun için;  özerk, bilimsel, demokratik bir üniversite isteyen öğrencilerinin kampüslerinin önüne TOMA’lardan barikatlar kuruluyor. Yüzlerce üniversite öğrencisi şafak vakti yurtlarına, evlerine yapılan baskınlarla gözaltına alınıyor, tutuklanıyor.''

''Ülkemizde sandık demokrasisine bile tahammül edilemiyor”

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, iktidara seslenerek şunları söyledi:

“Ülke öyle bir noktaya geldi ki, her gün yeni bir hukuksuzluğa uyanıyoruz. Anayasa, hukuk tamamen askıya alınmış durumda. Kişiye göre, görüşe göre hukuk var. Seçimlere ne kadar adaletsiz koşullarda girildiğini hepimiz biliyoruz. Seçim dönemlerinde devletin tüm olanakları propaganda amacı olarak kullanılırken, tüm medya emirlerindeyken, bütün bu haksızlıklara rağmen seçimleri alan belediyelerde de seçim sonuçları bile yok sayılabiliyor. Ülkemizde sandık demokrasisine bile tahammül edilemiyor. Bu zihniyetin temsilcilerini şiddetle kınıyorum.

"Hep hırsızlık yapsınlar ama hırsızlıkları yüzlerine vurulmasın istiyorlar"

Hep hırsızlık yapsınlar ama hırsızlıkları yüzlerine vurulmasın istiyorlar. Hep yağmalasınlar ama basın bunları yazmasın istiyorlar. Hep yalan söylesinler ama doğrular söylenmesin istiyorlar. Buradan bu ülkeyi yöenetnlere sesleniyorum; hukuk dışı yollarla, baskılarla, zorbalıklarla, seçimlerle elde edemediğiniz iktidarları ele geçirmeye çalışmayın. Baskı ve zorbalıkla hapishanede tuttuğunuz tüm siyasileri, bürokratları, aydınları, sanatçıları derhal serbest bırakın.''

"Toplumun sağlık hakkı sadece sağlık hizmetiyle sağlanabilecek bir şey değil"

Türk Tabipleri Birliği Başkanı Alpay Azap ise şunları kaydetti:

“Demokrasi, özgürlükler, eşitlik için sokaklara çıkmak zorunda kalıyoruz. Bu yaşananlar ülkenin sağlığı açısından da son derece olumsuz sonuçlara sebep oluyor. Bu nedenle de biz hekimleri çok yakından ilgilendiriyor. Yaşananlar nedeniyle biz mesleğimizi yapamaz durumdayız. Bize yasaların vermiş olduğu görevi yerine getiremiyoruz. Çünkü toplumun sağlık hakkı sadece sağlık hizmetiyle sağlanabilecek bir şey değil. Öncelikle yoksulluğun olmaması, iyi barınma koşullarının olması, iyi yaşama koşulları olması, demokrasi ve ifade özgürlüğü olması gerekir.

"Siyasi tercihler yüzünden biz bu haldeyiz"

Biz bu ülkede laik, demokratik bir hukuk devletinde, eşitlik,özgürlük, refah ve sağlık içinde yaşamak istiyoruz. Bu ülkenin koşullarının, birikimlerinin bunu sağlamaya yettiğini çok iyi biliyoruz. Burada eksik olan şey, siyasi iradedir. Siyasi tercihler yüzünden biz bu haldeyiz. O yüzden siyasi tercihlerin mutlaka değişmesi lazım. O değişmezse, bu siyasi tercihleri yürütenlerin değişmesi lazım. Bunu da başaracak olan halk iradesidir.”

"Basın emekçileri, bugünlerde en zor işi siz yapıyorsunuz"

KESK Genel Sekreteri Sevgi Yılmaz, gazetecilerin uğradağı haksızlıklara dikkati çekerek, şunları söyledi:

“Değerli basın emekçileri, bugünlerde en zor işi siz yapıyorsunuz. Daha dün 7 gazeteci, halkın haber alma hakkına sahip çıktığı için, görevini yapmaya çalıştığı için şiddete uğradı ve akıl almaz bir biçimde fotoğraf makinaları görmezden gelinerek Silivri’ye gönderildi. Ama ülkenin durumuna bakın ki, Adalet Bakanı birden fark etti, 'bunlar gazeteciymiş biz derhal müdahale edeceğiz' dedi ve arkadaşlarımızı bıraktılar. İşte Türkiye’nin fotoğrafı.''

''Bu ülke daha önce de darbeler gördü. Ama 19 Mart’ta, adeta 12 Eylül’e rahmet okutulan bir süreç yaşadık''

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşcıer ise şu değerlendirmelerde bulundu:

''Bu ülke daha önce de darbeler gördü. Ama 19 Mart’ta, adeta 12 Eylül’e rahmet okutulan bir süreç yaşadık. Sadece Ekrem İmamoğlu’nun özgürlüğünü gasp etmediler, sadece 16 milyon İstanbullu’nun iradesini gasp etmediler. 85 milyonun geleceğini de gasp etmeye çalıştılar. Niye? Tek bir kişiyi yeniden aday yapmak ve onun koltuğunu koruyabilmek için.

Sandılar ki baskılarla gençleri, kalemini satmayan gazetecileri, haklarına sahip çıkmaya çalışan kadınları, emekten yana olan sendikaları korkutabilirler, sindirebilirler. Bütün bunları aslında kendileri korktukları için yaptılar. 16 milyon İstanbullu’yu kent lokantalarıyla, anne kartlarıyla, metroyla, sosyal belediyecilik örneği gösteren Ekrem İmamoğlu’nun yönetim iradesinden korktular. Geleceğine sahip çıkmak isteyen üniversite öğrencilerinden korktular. 8 Mart’larda gece yürüyüşü yapmak isteyen kadınlardan korktular. Bütün baskılara rağmen kalemini satmayan gerçek gazetecilerden korktular. Ama korkunun ecele faydası yok. Halkın iradesine karşı duramayacaklar.''

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.