İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Halk TV ekranlarında Kürşad Oğuz’un gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Tutuklandıktan sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden alınan Ekrem İmamoğlu’na yaptığı ziyarete ilişkin Dervişoğlu, "Sayın Ekrem İmamoğlu'nun Silivri'de tutuklu olmasının bir tek sebebi var; o da önümüzdeki seçimlerle ilgili olarak cumhurbaşkanı adayı olmasıdır. Bunun başka bir izahı yoktur. İmamoğlu şayet cumhurbaşkanı adayı olmasaydı ne diplomasının iptali düşünülecekti ne de bugün Silivri’de olacaktı. Bu çerçeveden baktığımızda haksız, hukuksuz, adaletsiz bir sonuçla karşı karşıya bulunduğumuzu söyleyebiliriz'' diye konuştu.
"Erdoğan’ın hayal ettiği neticenin yol taşları döşeniyor"
"Yaşananlar bu rejimin tahkimine ve tek adamlığın sürdürülmesine endeksli" diyen Dervişoğlu, Recep Tayyip Erdoğan’ın Anayasa'ya rağmen yeniden cumhurbaşkanı adayı olmak istediğine işaret etti. İstanbul’da yaşananları hukuki süreç olarak yorumlayan değerlendirmelere ilişkin Dervişoğlu, "Hukuki olarak tarif ettiğiniz bu süreç benin tarafımdan bakıldığında siyasi bir süreçtir. Sayın Cumhurbaşkanı’nın elde etmeyi hayal ettiği bir neticenin yol taşları döşenmektedir. Bu demokrasi ve vicdanla bağdaşan bir yaklaşım değildir. Sayın Erdoğan bir Karadenizli’dir. Delikanlılıkla bağdaşan bir yaklaşım da değildir" dedi.
Silivri’ye ilk kez gitmediğini daha önceki ''Kumpas Davaları''nda da Silivri ziyaretleri gerçekleştirdiğini hatırlatan Dervişoğlu, "Ama bu sefer kumpas doğrudan doğruya siyaset müessesine kuruldu" dedi.
"O zaman Kenan Evren'e karşı verdiğimiz mücadeleyi şimdi türevine karşı veriyoruz"
Silivri ziyareti sırasında yaptığı Bastille Hapishanesi örneği hatırlatılan Dervişoğlu, "Bastille hapishanesi tek adamlığa karşı, monarşiye karşı, otokrasiye karşı verilmiş bir hürriyet ve demokrasi mücadelesidir. O hapishane baskınına atıfta bulunarak otokrasi hayal edenlerin hayallerinin ham kalacağını ve gerçekleşmeyeceğini ifade etmek istedim. Bastille birlikte nasıl monarşi yıkıldıysa, Silivri'de oluşan milli iradeyle de otokrasi arayışı yerle bir olacaktır. 12 Eylül sürecindeki savunmamda Bastille hapishanesi baskınına yer vermiştim. O zaman Kenan Evren'e karşı mücadele ediyorduk şimdi de türevine karşı" diye konuştu.
Silivri ziyareti sırasında Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’la yaptığı görüşme sorulan Dervişoğlu, "Bugün kendisinden ‘Türkiye için rehin tutulan sevgili kardeşim’ diye bahsettim. Bu birçok yere mesajdır. Bugün Abdullah Öcalan denen caninin yaş gününü kutlamak için Diyarbakır'dan Urfa'ya giden insanlara polis ve jandarma refakat ederken; gerek Ümit Özdağ gerek Ekrem İmamoğlu’na yapılan muameleyi hiç yerinde bulmuyorum" dedi.
Dervişoğlu, hem İmamoğlu’nun hem de Özdağ’ın rehin tutulduklarını söyledi.
"Ben bu yola ‘adalet peşindeyim’ diye çıktım"
"Selahattin Demirtaş’ı ziyaret etmeyi düşünür müsünüz?" sorusuna Can Atalay sürecindeki tavrını hatırlatarak yanıt veren Dervişoğlu, şunları söyledi:
"Hukuk, demokrasi ve adalet söz konusu olursa kimse benden taassuplarıma dayalı ifadeler beklemesin. Ben inandıklarımı söylerim. Demirtaş’ın davası uzunca bir süre devam etmiştir. Eksik delil mi vardır, eldeki veriler yetersiz midir? 7-8 yıl süren bir davanın bitirilmemesi gerekçesi nedir, bütün bunlar tartışma konusudur. Dolayısıyla bir adaletsizlikle karşı karşıyaysa bulunduğu yere bakmaksızın, onun hakkını ve hukukunu korumak da benim siyasi sorumluluklarıma dahil olan bir husustur. Ben kişiyi siyasi görüşlerine bakarak bir değerlendirmeye tabi tutmam. Ben yola ‘adalet peşindeyim’ diye çıktım. Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu şeyin adalet, hürriyet ve eşitlik olduğunu söyledim. Adı, mensubiyeti ve geçmişi ne olursa olsun benim için fark etmez. Adaletsizliğe uğradıysa ve uğramış olduğu adaletsizlik zamana yayılarak kendisine ya da mensubu bulunduğu kuruma şantaj amaçlı kullanılacaksa; sıfatımı bir tarafa bırakıyorum, Müsavat Dervişoğlu ismiyle ona karşı mücadele etmek benim için namus borcudur.''
"Ülkem için endişeliyim"
Benzer haksızlıkların kendisinin ya da partisinin başına gelme endişesi yaşayıp yaşamadığı sorusuna Dervişoğlu, "Kendi hesabıma bir endişem yok ama ülkem için endişeliyim. Bütün bunları yapanların her şeyi yapacakları kanaatini taşıyorum. Karşılarında herhangi bir namuslu irade olmayacağını da kendilerine inandıklarını zannediyorum ama tarih yazacak göreceksiniz, onların düşündüğü gibi olmayacak. Cenabı Hak kimsenin yaptıklarının yanına koymayacaktır" yanıtını verdi.
İYİ Parti’yi kurdukları günden itibaren birtakım tuzaklarla, entrikalarla ve kuşatmalarla mücadele ettiklerini kaydeden Dervişoğlu, "Onun için bu saatten sonra elle gelen düğün bayramdır. Bunu çok net olarak söylüyorum ama Türkiye bu yaşananları hak etmiyor. Neticede bugün ziyaret ettiğim siyasi kişilikler, önümüzdeki dönem rakiplerim de olabilir. Ama benim rakibim haksızlığa uğradığında; ondan bir siyasi fayda temin ederim, bu vasatta istifade ederim diye düşünemem. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Dilsiz şeytanlık elbette ki önemlidir ama dilli şeytanlara da dikkat etmek gerekmektedir” diye konuştu.
"Kayyum atasanız ne olur atamazsanız ne olur"
CHP’ye kayyum atanacağına yönelik iddialara değinen Dervişoğlu, "Siz İstanbul’un, 16 milyonluk İstanbul’un Büyükşehir Belediye Başkanı’nı alıp tutuklamışsınız. Bir de kayyum atasanız ne olur ya da atamasanız ne olur? Ekrem İmamoğlu’nu tutuklamışsın. İstanbul'a daha hangi kötülüğü yapacaksın? ‘Aman ha bir de kayyum atarım’ Atarsan ata. İmamoğlu'nu hapse attın da kayyum mu atarken ben başımı eğeceğim ya da boynumu bükeceğim? dedi.
AK Parti ve MHP’den yaşananlar karşısında rahatsız olup olmadığı sorusuna Dervişoğlu, "Meclis’te hem AK Parti’den hem de MHP’den yüreği kanayan çok sayıda insan olduğunu biliyorum. Sokakta çok daha fazlası var" yanıtını verdi.
"Gençlerin önünde saygıyla eğiliyorum"
Bursa’daki eylemler sırasında gözaltına alınan bir gencin ailesine yazdığı mektubu okuyan Dervişoğlu, "Bunlara vandal diyen kendini bilmezlere sesleniyorum: İşte Türk milleti bu! Ruhu da bu, vicdanı da bu. İrfanı ve hürriyet düşüncesi de bu. Hem imkanla siyaset yapıp hem adaletsizce hükmedenlere buradan sesleniyorum; irfanla karşılarında duracak bir nesil geliyor. Başkalarının müdahalesi olmasın, bu gençler bin gün sokakta kalsın bir kişinin bir tırnağı kanamaz" diyerek, gençlerin önünde saygıyla eğildiğini ekledi.
İmamoğlu’na gizli tanıklı yargılama
İmamoğlu hakkındaki suçlamaların gizli tanıklar üzerinden suçlandığını hatırlatan Dervişoğlu, "Bunlar geçmişte yaşandı. FETÖ’nün yol göstericiliğinde yaşanmış kumpas davaları var. Bu kumpas davalarında kimlerin zindanlara atıldığını ve bunun maliyetinin devlet tarafından nasıl ödendiğini biliyoruz. Türk milleti 15 Temmuz'da devletini sokaktan toplamak mecburiyetinde kaldı" dedi.
Yargılamaların bu zihniyetle adil bir şekilde yapılamayacağını kaydeden Dervişoğlu, "Kim suç işlediyse cezasını çeksin ama teröristlerden barış güvercini yaratıp, gerçek güvercinleri de akbaba gibi tanımlamaya kalkışırsanız buna isyan etmek benim en önemli vazifelerimdendir. Bir siyasi partinin genel başkanını ya da başka bir siyasi partinin eski genel başkanını, bir belediye başkanını ya da birkaç belediye başkanını hapishaneye doldurursanız bu ülkede geleceğinden kaygı duymayan insan kalmaz. Siz kendinizi bu ülkenin sahibi mi zannediyorsunuz" değerlendirmesini yaptı.
"Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 1923 kuruluş ayarlarına geri dönecek"
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne yönelik eleştirilerde bulunan Dervişoğlu, "Buradan müjde olsun. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 1923 kuruluş ayarlarına geri dönecek. O yüzden yapılacak mücadele şahıslarla ve onların eylemleriyle olmamalı. Yapılması gereken mücadele, sistemle olmalı. Türkiye'nin başına bu felaketin açan gerçek şey 2018’de yürürlüğe giren 2017’deki Anayasa değişikliğiyle yaşama geçirilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemidir. Siyaset kurumunda bulunan hemen herkesin, akademi içinde bulunan herkesin, medya çevresinde bulunan namuslu bireylerin, STK’ların ve söz söyleme makamında bulunan tüm şahsiyetlerin mücadele etmesi icap eden şey; tek adamlığa evrilmiş, otoriterleşmiş ve diktatörlüğe doğru gittiğine şahitlik ettiğimiz Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’dir. Bunun değiştirilmesi şarttır" dedi.
"Ailemle birlikte alışveriş yapmadım"
Boykot çağrılarına ilişkin görüşleri sorulan Dervişoğlu, "Boykot anayasal bir haktır. İnsanların mal satın almak ya da almamak gibi bir hürriyetleri vardır. Boykot en çok hükümeti rahatsız ettiği için verilen mesajın doğru yere gittiği sonucu da çıkıyor" ifadesini kullandı.
Dervişoğlu, boykot çağrısı ardından ailesiyle birlikte alışveriş yapmadığını dile getirdi. Boykota destek veren sanatçılar hakkında yaşanan gelişmeler hatırlatılan Dervişoğlu, "TRT’den çıkarılıyorlar. TRT, vatandaşın ödediği vergilerle yaşamını sürdüren bir kurum. Bu penceren baktığınızda hükümetin elinde oyunculara karşı bir silahmış gibi kullanılması halini üzüntü verici buluyorum. Sanatçı toplumun öncü kişisidir. Sanatçı zaten doğuştan muhaliftir" diye konuştu.
Dervişoğlu, sonuna kadar Aybüke Pusat’ın yanında olduklarını vurguladı. Dervişoğlu, "Tüm bunlar bir kişiyi bir dönem daha görevinin başında tutmak ve rejimi kökleştirmek için yapılıyor. Bütün muhalefete sesleniyorum. Türkiye bu ceberrut sistemden kurtulmalıdır. Söylenmesi icap eden lafı söylemekten kimse geri durmasın. Muhalefetin üstlenmesi icap eden sorumluktan kaçmasını da, siyasi görevlerini yerine getirmemek anlamına sayıyorum” ifadesini kullandı.
"Erdoğan'ın elinden kanun yapma yetkisi alınsa kendisine çeki düzen verecektir"
Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik yaptığı boykot çağrısına ilişkin de Dervişoğlu, parlamento seçimlerinde oy kullanacak vatandaşların cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise oy kullanmayarak muhalefete Meclis’te üstünlük verebilme durumundan bahsetti. Bu durumda Erdoğan’ın kanun çıkarma yetkisini kaybedeceğinden söz konusu çağrıyı yaptığını anlatan Dervişoğlu, "Muhalefetin hedeflemesi gereken budur (meclis çoğunluğu) O yüzden muhalefet birbiriyle uğraşmayı, birtakım partileri tasfiye etmeyi, birtakım partilerden transfer yapmak suretiyle o partileri toplum nezdinde zor durumda bırakmayı terk etsin. Muhalefetin sinerjisine zarar verilmemesi lazım. TBMM'deki muhalif çoğunluk Erdoğan'ın elinden kanun yapma yetkisini almış olsa Erdoğan kendisine çeki düzen verecektir" ifadelerini kullandı.
Milliyetçi cephede birleşme olasılığı sorulan Dervişoğlu, "Milliyetçilerin görevi milliyetçi partileri birleştirmenin çok ötesinde Türkiye'yi birleştirmektir. Sağcıyla solcuyu birleştirmektir. Alevi’yle Sünni’yi birleştirmektir. Türkmen’le Kürt’ü birleştirmektir" dedi.
Sanatçı Volkan Konak’ın ölümü ardından bir müftünün tepki çeken sözleri hatırlatılan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "Bir insan kim cennete gidecek kim cehenneme gidecek diye karar verme yetkisini kendinde hissediyorsa; kendini tövbe haşa Allah’ın yerine koymuş demektir. Kendini Allah’ın yerine koyma basiretsizliğine ve sapkınlığına düşmüş bir müftüye cevap vermeyi dinime hakaret sayarım" diye konuştu.