TBMM Adalet Komisyonu, 2. Yargı Paketi'ni içeren 63 maddelik “Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi” görüşmelerini tamamladı. Dün ilk 39 maddeyi görüşen Adalet Komisyonu, bugün teklifin tüm maddelerini görüşüp, oyladı.
Komisyondan geçen ve Genel Kurul gündemine gelecek teklifin en çok tartışılan maddeleri şöyle:
Madde 2 ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında yapılacak duruşmaların aleni olacağı ilkesine getirilen istisnalar değiştirilecek. Eski halinde genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde taraflardan birinin talebi halinde duruşmanın tamamı veya bir kısmı gizli olarak yapılabiliyordu. Değişiklik ile yargılamayla ilgili kişilerin korunmaya değer üstün bir menfaatinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde de duruşmanın tamamı veya bir kısmı gizli olarak yapılabilecek.
Madde 17 ile ses ve görüntü nakliyle duruşma usulü yeniden düzenlenecek. Davanın taraflarının ortak rızası yerine taraflardan birinin talebi üzerine de mahkemenin ses ve görüntü yoluyla duruşma yapılabilecek. Mahkeme; bilirkişi, uzman ve tanığı sesli, görüntülü dinlemede resen ya da bir tarafın talebi üzerine karar verilecek.
Madde 59 ile iş hukukunda başlatılan arabuluculuk uygulamasının kapsamı genişletilecek. Tüketici Mahkemeleri’nde açılması gereken davalarda arabuluculuk dava şartı haline getirilecek.
Hâkime avukatları salondan çıkarma yetkisi, tekliften çıkarıldı
Madde 18 ise davada taraf vekili sıfatı taşımayan ve duruşma düzenini bozduklarına karar verilen avukatların hakim kararıyla salondan çıkarılabileceğini öngörüyordu. İlgili madde, muhalefet tarafından verilen önergeler ile tekliften çıkarıldı.
CHP Mersin Milletvekili Alpay Antmen, görüşmeler sırasında Madde 18’e şöyle karşı çıktı:
“Hukuk yargılamasında, usul hukukunda siyaset olmaz, yapılacak hatalar doğrudan doğruya hak kaybına neden olur ve vatandaşlarımızın adalete olan güvenini, inancını yok eder. Ben bu kanunu yazan milletvekili hukukçu arkadaşlarımızın aslında bunu yargıçların talebiyle mi yazdıklarını ya da yürütmenin yargının aleniyetini yok etmek anlayışıyla mı kaleme aldığını anlamak istiyorum. Hepimiz avukatlık yaptık. Siz bir hâkime, yirmi üç yaşındaki bir çocuğa, kendini o yerin kralı zanneden bir çocuğa bu yetkiyi verirseniz sağa bakanı dışarı atar, sola bakanı dışarı atar, oraya kendini gözlemlemeye geleni dışarı atar, avukatı dışarı atar. böylece siz adalette de yargılamada da barışı yok edersiniz.”
CHP İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan da “Ağzını açan avukatı hâkimler bundan sonra dışarı atar. Böyle bir yargı düzenini olduğu yerde bu dengeyi kurmayı her türlü ihlale açık hâle getirecek ki avukatlık hukuku bakımından direkt ihlal olduğunu söylüyorum. Usulde başka hükümler varken böyle bir hükme neden ihtiyaç duyuyorsunuz anlamak mümkün değil. Ben bunun acemice bir hüküm olarak koyulduğunu düşünüyorum, Türkiye’ye yakışmıyor bu tip şeyler. Hâkimler üzerinden yük atacaklar. Ufacık gerilimi olan davalarda ‘Benim başım derde girmesin’ savcıların dava açtığı gibi ‘mahkeme ne yaparsa ne yapsın’ gibi bir hüküm ve bunu hâkimin tasarrufuna bırakıyorsunuz, olacak şey değil” dedi.