Hem Doğayı Kirletecekler Hem de Rant Elde Edecekler
Karbon salınımının azaltılması ve hatta sıfıra indirilmesinin öneminin altını çizen Dinçer: “Bu
kanun bir iklim kanunu olmasının ötesinde tamamen ticari kaygılarla hazırlanmıştır. Bu
kanunla karbon alınıp satılabilen bir meta haline gelecektir. Karbon salınımı bir zenginleşme
aracına çevrilecek, doğamızın ve havamızın kirletilmesinden rant elde edilecek. Bu haliyle
sermayenin krizini çözmeyi amaçlayan bu teklifte Orman Kanunu, Su Kanunu, Kıyı Kanunu,
Tarım Kanunu ve Mera Kanunu’nda düzenleme yapılmadan İklim Kriziyle mücadele
edilemez. Tabi ki kalkınmalı ve büyümeliyiz. Ancak doğamızı büyüme için feda edemeyiz.
Büyüme, vahşi kapitalizmin doğamızı katletmesi demek değildir. Küçük bir azınlığın
zenginleşmesi adına doğamızın ranta kurban edilmesi değildir. Yeşil kalkınma için
yenilenebilir enerji kaynakları bugün en önemli gündemimiz olmalıdır.” dedi.
Kirlilik Piyasalaşıyor
Teklif metninde Karbon salınımının en temel nedeni olan fosil yakıtların kullanılmasının
sonlandırılmasına, yutak alanlarının korunmasına ve artırılmasına yönelik hiçbir
düzenlemenin olmadığını söyleyen Dinçer şunları söyledi: “İklim Kanunu şirketlere karbon
ticareti yapma fırsatı yaratmak değil; fosil yakıtlardan çıkışı hızlandırmayı, doğayı korumayı
ve halkın sağlığını güvence altına alan şekilde oluşturulmalıdır. 38 üyeli OECD ülkesi
arasında Türkiye, kömürden çıkış tarihi veremeyen tek ülkedir. Kalan üyelerin birçoğu kömür
kullanımını yüzde 30 ila 95 oranında azaltıp, alternatif enerji kaynaklarına yönelmişlerdir.
Kömürden kademeli olarak vazgeçelim ancak Adil Geçiş mekanizmalarını da kurarak, bu
sektörlerde çalışan emekçilerimizin geleceğini de garanti altına alalım. Kanunda bu
tanımlanmış ama bununla ilgili gerekli mekanizmayı ortaya konmamış. Havamız kirli,
suyumuz kirli, toprağımız kirli ve en önemlisi geleceğimiz kömür dumanına boğulmuş
durumda! Bu kanun bırakın termik santralleri kapatmayı, kirliliği piyasalaştırma kanunudur.”